Renk Paletindeki Eczane: Gri Dünyadan Gökkuşağına Firar!
- mrcyurteri
- 11 Şub
- 2 dakikada okunur
Bir rengin içine bakmak, bazen binlerce kelimenin anlatamadığı bir huzuru ruhumuza davet etmektir. Renklerin insan ruhuna iyi geldiği, bizi şifalandırdığı bir gerçek; ancak
bazen hayatın hızı içinde bu sessiz gücü fark etmeyi unutuyoruz. Oysa renkler, var olduğumuz günden beri iç dünyamızın en güçlü rehberi olmuştur.
Antik Mısır'lıların 'Renk Odaları': İlk SPA Deneyimi
Bundan binlerce yıl önce Antik Mısr'da yaşasaydınız ve canınız biraz sıkkın olsaydı, şifacı size 'Biraz papirüs çayı iç, geçer' demezdi. Sizi alır, tavanından renkli camlar sarkan özel, 'Güneş Odaları'na sokardı.
Kristal ve Camın Dansı: Odaların tavanları veya pencereleri, farklı minerallerle renklendirilmiş camlar veya değerli taşlarla (kuvars, lapis, lazuli vb.) donatılırdı.
Doğal Filtreleme: Güneş tepeye çıktığında, ışık bu renkli taşlardan süzülerek içeriye girer ve odayı tek bir rengin saf frekansıyla doldururdu. Yani içeri girdiğinizde 'mavi bir ışık banyosu'na girmiş olurdunuz.

Kırmızı Odalar (Canlandırıcı): Kırmızı, Mısır için 'kan' ve 'ateş' denekti. Eğer hastada halsizlik, kansızlık veya düşük enerji varsa, kırmızı odaya alınırdı. Bu ışığın kan dolaşımını hızlandırdığı ve sinir sistemini 'uyardığına' inanılırdı. (Bugünün duble espressosu gibi düşünün!)
Mavi Odalar (Yatıştırıcı): Lapis lazuli mavisinin hakim olduğu bu odalar, yüksek ateş iltihap veya öfke nöbeti geçirenler içindi. Mavi ışığın vücudu soğuttuğu, tansiyonu düşürdüğü ve ruhu bir nehir gibi sakinleştirdiği düşünülürdü.
Sarı Odalar (Zihinsel): Sarı, güneş tanrısı Ra'nın rengiydi. Zihni bulutlu olanlar, karar veremeyenler veya sindirim sorunu yaşayanlar sarı odada bekletilirdi. Sarının zekayı keskinleştirdiği ve mutluluk hormonlarını (bugünkü adıyla seratonin) tetiklediği bilinirdi.
Yeşil Odalar (Dengeleyici): Yeniden doğuşun rengiydi. Ameliyat ve ağır hastalıklardan çıkanlar, vücudun kendini tamir etmesi için yeşil ışık altında dinlenilirdi.
Mısır'lılar için bir rengin içinde bulunmak, bir ilacın içinde bulunmakla aynı şeydi. Bugün evlerimizi tamamen griye veya beyaza boyadığımızda, aslında bu kadim eczanenin kapılarını ruhumuza kapatmış oluyoruz. Kabul edelim, günümüzde birçoğumuzun evi 'instagram estetiği' uğruna hastane koridorlarından hallice bir hale geldi. Bej koltuklar, gri perdeler, antrasit halılar... Sanki neşe yasaklanmış da hepimiz bir belgeselin hüzünlü fonunda yaşıyoruz. Evren bize bir kutu dolusu renk vermişken, sadece griyi kullanmak, açık büfeye gidip sadece haşlanmış brokoli yemeye benzer. Ama durun! 2017'den beri dijital fırçasıyla piksellere hayat veren bir dostunuz olarak söylüyorum: Renkler sadece dekorasyon malzemesi değil, ruhun ruhsatlı ilaçlarıdır! Benim eserlerimde gördüğünüz o canlı geçişler tesadüf değil. Zihnimin derinliklerinde süzülen o benzersiz formları çizerken, her piksele bir doz huzur, bir tutam enerji ekliyorum. Dijital sanatın güzelliği de burada; geleneksel fırçaların bazen ulaşamadığı o 'parlak' şifa frekansını yakalayabiliyoruz.
'Bej bir koltukta oturup hayatın renkli olmasını bekleyemezsiniz. Ruhunuzun reçetesi, o boş duvarlara asacağınız canlı bir pikselli mucizede saklı olabilir!' Eser seçerken dekorasyona değil, ruhunuza uydurmaya çalışın. Eğer bir tabloya baktığınızda kalbiniz çarpıyorsa, o tablonun yeri evinizin en güzel köşesidir.




Yorumlar